Haberler Sayafsı

BES’te Otomatik Katılımın Beklenmeyen Yan Etkileri

Özellikle ilaçlarda ortaya çıkan yan etkiler, gerçek sorunu giderirken hiç beklenmeyen yerlerde yeni sorunlara yol açıyor. Bu yazımızda, BES’te gündemde olan otomatik katılımın olası yan etkilerini inceliyoruz.

1. Gönüllü Sistemi Zorunlu Yapmak

BES gönüllü bir sistem ve katılımcı için bazı ön kabulleri var: İstediğim zaman girerim, istediğim kadar öderim, istediğim zaman (bedelini ödeyerek) çıkma hakkım var. Şirketimi ve fonlarımı seçme ve değiştirme hakkı da bende. Haliyle fon kazanç ve kaybından ben sorumluyum.

Otomatik katılımda bu hakları (ez azından bazılarını) devlet olarak kişinin elinden alıyorsunuz: Girmek zorunlu, ödemek zorunlu. Çıkış zamanını ya da ödeyeceğin tutarın asgarisini ben belirlerim. Fonları da benim belirlediğim alanlara yatırmak zorundasın deniyor.

Haliyle, kişinin finansal okur-yazarlığını ve fon bilgisini ön kabul olarak alan gönüllü sistemden (ön kabulün herkes için doğru olduğunu söylemedim), yarı-zorunlu bir sisteme geçildiğinde (yani böyle bir ön kabul olmadığında) fon kazanç ve kaybından da kişi sorumlu olmayacaktır.

Demek ki zorunlu giriş olduğunda getiriyi (veya kısa vadede anaparayı) garanti etmelisiniz. Aksi halde, nadir de olsa (zaman zaman devlet katkısı fonlarında da olduğu gibi) “kayıp”lar kaçınılmaz. Öncelikle “kayıp” nedir, “garanti” ne için verilecek, bu tanımlar yapılmalı.  İkinci soru ise daha zor: Bu garantileri kim verecek? Şıklar ise aşağıda:

a. Kişinin çalıştığı şirket

b. Emeklilik şirketi

c. Hazine Müsteşarlığı (yani Devlet)

d. Hiçbiri

2. Altyapıyı Tabana Yaymak

Şu ana kadar yaklaşık 13 yılda sistemde toplanmış olan 6 milyon katılımcı var. Haliyle emeklilik şirketleri ve merkezi olarak hizmet veren Emeklilik Gözetim Merkezi, Takasbank vb. kurumların altyapıları zaman içinde yavaş yavaş evrilerek 6 milyon kişiye hizmet verebilir hale gelmiş.  Altyapı ile çağrı merkezi tasarımı, bilgisayar sistem kapasitesi, operasyonel birimlerdeki kişi sayıları, giriş-çıkış-şikayet süreçlerinin işleyişi gibi konulardan bahsediyorum.  Peki bu sayıya 6 ay içinde bir o kadar daha kişi katıldığında, yani tüm sistem (belki kısa süre için bile olsa) 2 katına çıktığında aynı sistemler hizmet vermeye devam edebilecek mi? İlk çıkış hakkı verildiğinde birkaç milyon kişi aynı anda telefona sarılırsa çıkış işlemleri zamanında gerçekleştirilebilecek mi? Emeklilik şirketleri kısa sürede yüklü yatırımlar yapabilecek mi? Yoksa altyapı gerçekten “tabana mı yayılacak?”

3. Henüz Dokunulmamış Kişiler

Evet bir diğer amaç da BES ile tanışmamış kişileri BES ile tanıştırmak. Peki zorunlu olarak tanıştırdığınızda (1. Madde) ve hızlı bir şekilde sistemi iki katına çıkararak altyapıyı zorladığınızda (2. Madde) bu kişi “Tanıştığımıza memnun oldum” diyecek mi? Yoksa “Mümkünse bir daha görüşmeyelim” diyerek ilerde kendi kararıyla gireceği BES’ten de soğuyacak mı? Henüz dokunulmamış kişileri BES’e kazandırmak için daha esnek ya da cömert (ve garantileri daha bol) bir sisteme gerek yok mu?

4. Şirket Karlılıkları

Böyle toplu ve zorunlu bir sistem tasarımı emeklilik şirket karlılıkları için bir fırsat gibi görülebilir. Sonuçta bu bir ölçek işi. Kamu otoritesi tarafında da “böyle bir fırsat veriyorsak kesintiler de düşmeli” görüşü hakim (bkz Devlet Katkısı). Ama otomatik katılıma uyum için kurulması gereken ek yapılar, kapasite artırımları ve memnuniyetsiz katılımcılar göz önüne alındığında aslında kesintilerin daha da yukarı çıkması gerek.  Öte yandan, kişisel BES’leri durdurup buraya aktarmaya ya da işveren BES’leri olanların bu sistem dolayısıyla katkı azaltmasına gitmeleri de beklenmeli. Haliyle bu durumda karlılıklar artmayıp daha da azalacak gibi görünüyor.

5. Otomatik Katılımın (Henüz Doğmamış) İkinci Basamak Sistemine Etkileri

Daha önce de yazmıştık: İkinci basamak için mutlaka işveren katkısı gerekli. Bunu yapan bazı munzam vakıflar da var. Ama ülkemizde gelişmiş bir ikinci basamak sisteminin olduğunu henüz söyleyemeyiz. Ancak buradaki yan etki, hızlı olmak adına; yanlış zamanda ve işveren katkısı olmadan tasarlanan otomatik katılımın ölü doğması ve daha uygun zamanda işveren katkısı ile kabul görecek bir sistemi oluşturma şansının yok edilmesi ihtimali.

6. Mevcut BES Katılımcıları Ne Olacak?

Kısa vadede altyapı sorunları (Madde 2) ve uzun vadede şirket karsızlığı (Madde 4) nedeniyle mevcut BES katılımcılarının da hizmet alma kalitesi düşecektir. Dolayısıyla katılımcılarda Otomatik Katılım’da aktif olmayan şirketlere doğru bir kayma hatta sistemden çıkma eğilimleri gelişebilir. Sonuçta kimse telefonda ya da web sitesi karşısında dakikalarca beklemek istemez. Başka bir alternatif de şirketlerin “otomatik katılımcılar” için farklı kanal ve süreçler tasarlamaları olabilir. Bu ise şirketler içinde yine ek maliyet birimleri oluşturacak ve mevcut katılımcıları bir yerde mutlaka mutsuz edecektir.

7. Başarısızlık İhtimali

Böyle bir sistem tasarlandığında tüm ihtimalleri düşünmek gerek. Yani istenen katılım olmazsa, şirketlerin bazıları çalışanlarını sisteme katar bazıları katmazsa, ödemeler bir-iki ay yapılır sonra yapılmazsa ne olacak? Yaptırımlar olacak mı? Varsa da işletilecek mi? Bu yaptırımları kim işletecek ve denetimleri kim yapacak? Kaynakları yeterli mi? Çünkü eğer yaptırım olmazsa sistemin işlememe ihtimali yüksek. Yaptırım olup da uygulanmazsa devlet adına itibar kaybı oluşur. Başka bir risk ise sistemin başarısız olması durumunda bu başarısızlığın emeklilik şirketleri ve/veya portföy yönetim şirketlerine havale edilmesi olacaktır.

8.Sonuç

Gönüllü BES sisteminin, otomatik katılımın yanlış tasarlanması ihtimalinden olumsuz etkilenmesi ve 2,5’uncu basamağı (işveren katkısı olmadığı için) yapalım derken henüz doğmamış olan İkinci Basamağı da yok etme ihtimali var.

Dimyata pirince giderken, ilgili atasözünü hatırlamak gerek…